Cumhurbaşkanı Erdoğan imzalayacak mı… Bugüne kadar hep uzatıldı

Mart ayında gelir vergisi, Nisan ayında ise kurumlar vergisi derken kazanç vergileri yönünden 2022 yılı beyan dönemini geride bıraktık. Ancak süreç devam edecek. Zira 7440 sayılı Kanun, gelir ve kurumlar vergisi mükelleflerinin Mayıs sonuna kadar matrah artırımı yapmalarına olanak sağlıyor.

SÜRE UZAYACAK MI

Cumhurbaşkanının süreyi Haziran sonuna kadar uzatma yetkisi var. Bugüne kadar ki uygulamalar bu yetkinin kullanıldığını ve sürenin hep uzatıldığını gösterdi. Şu halde gelir ve kurumlar vergisi yönünden matrah artırımı nedeniyle yeni bir beyan döneminin başındayız diyebiliriz.

Gelir vergisi ve kurumlar vergisi beyannamelerinin aksine matrah artırımının bir zorunluluğu yok. İsteğe bağlı lakin korkular yüksek. Mükellefler vergi incelemeleri ve tarhiyatlar yönünden dokunulmazlık istiyor.

Üstelik bu kez ki matrah artırımının, 2022 yılı gelir vergisi ve kurumlar vergisi beyanname verme süresi bitmeden 2022 yılı yönünden de artırıma olanak sağlamak gibi öncekilerden farklı bir özelliği var. Yani devlet, en temel özelliği olan denetim hakkını, daha süreç başlamadan mükelleflere sunuyor. Güçlü olanlar bunu satın alırken zayıfların payına denetim ve tarhiyat düşüyor.

Beyan süreci devam ederken matrah artırımı yapılması ilk bakışta, mükellefe beyanlarını düşük göstermek ve ardında matrah artırımı yaparak bunu kapatmak gibi bir avantaj sağladığını düşündürüyor. Lakin öyle değil, asgari beyan sınırları bunu engelliyor. Böylece, 2022 yılı matrah artırımı, Hazineye gelir sağlama yönünden etkili bir hale getiriliyor. Aslında genelde yapılandırma yasalarına özelde matrah artırımına böyle bakmak gerekiyor. Sistem tıkandıkça bir stepne olarak devreye girse de, bu tür düzenlemelere gelir sağlayıcı işlevleri nedeniyle başvurulduğu anlaşılıyor. Vergi alanında, “Veremi gösterip sıtmaya razı etmek” Hazineye gelir sağlamada bir yola dönüşüyor. Ancak bu katkıların tutarları açıklanmıyor. Ezcümle matrah artırımları nedeniyle tahsil edilen rakamlar ile potansiyel olarak vazgeçilen rakamlar bilinmiyor.

Böyle olunca da, sistemi tıkayan düzenlemeler, gelir getirici yapılandırma yasalarına gerekçe oluşturdukları için mi kaldırılmıyor sorusu akla takılıyor. Şu halde bundan böyle her vergilendirme döneminin kapanmasından sonra matrah artırımına olanak sağlayan bir yasanın tedavüle sokulması şaşırtıcı olmayacaktır. Hazır gerekçeleri de var. Matrah artırımı yapmayanlar dahi vergi incelenmesine alınamıyor, devlet denetimde yetersiz kalıyor vb.

KISIR DÖNGÜ OLUŞUYOR

Devlet egemenliğinin temel unsuru vergi ve denetimken bunlardan vazgeçmesi konu dışı kalıyor. Muhasebe ve vergi mesleği değersiz hale geliyor. Af kokusu almak ve beyanları buna göre düzenlemek en değerli mesleki bilgi oluyor. Yapılandırma yasalarının neredeyse her yıl çıkması ise meseleyi sır olmaktan çıkarıyor. Sahte ve yanıltıcı belge kullanımı alıp başını gidiyor. Matrah artırımı tek çıkış yolu oluyor. Devletin gelirleri azaldıkça kısır döngü oluşuyor.

Somut yasa hükmü olan 7440 sayılı Kanunun “Matrah ve vergi artırımı” başlıklı 5’nci maddesini incelediğimizde, gelir vergisi ve kurumlar vergisi beyannamelerini ihtirazı kayıtla verecek olanların da matrah artırımı yapabileceğine dair hüküm dikkat çekiyor. Bu hükmün, kurumlar vergisi yönünden matrahı etkileyen unsurlar yönünden getirildiği düşünülse de, 7440 sayılı Kanunun 10/27’nci maddesi açısından da son derece önemli sonuçlar doğuruyor. Malum kurumlar vergisinden istisna tutulan kazançlara 2022 yılı için %10 ve %5 oranında bir ek vergi getirilmişti. Sayısı 20 bin civarında olan bu mükelleflerin beyannamelerine ihtirazı kayıt koymaları yönünde vergi yazınında önemli çağrılar yapıldı. Buradaki ince nokta şu. İhtirazı kayıt konan beyannamelerde matrah artırımının kabulü, bu mükelleflere vergi incelemeleri ve tarhiyatlar yönünde dokunulmazlık kazandırırken dava açmaları ve davayı kazanmaları halinde ödedikleri vergileri geri almak hakkı veriyor. Oysa ihtirazı kayda ilişkin bu düzenleme yapılmasaydı ek vergiyi ödeyenlerin büyük bölümü kuvvetle muhtemel matrah artırımı da yapacak ve konu kapanacaktı.

BAZI EZBERLER DEĞİŞMİYOR

Devletin vergi aklının yüksek olması bazı ezberleri değiştirmiyor. Daha önce zamanaşımına uğrayan dönemler için daha yüksek artış oranları bu akla aykırılık oluşturuyor. 7440 sayılı Kanunda, artış oranları 2018 takvim yılı için %35, 2019 takvim yılı için %30, 2020 takvim yılı için %25, 2021 takvim yılı için %20 artış öngörülüyor. Oysa tam tersi olması gerekiyor. Matrah artırımı için beyan süresi olan Mayıs veya Haziran aylarında sonra 2018 yılının zamanaşımına uğraması için 6 veya 7 ay gibi bir riski olan mükellefe %35 gibi bir artış getirirken, tarhiyat için 5 yıl süre olan 2021 yılı için %20 anlaşılır olmuyor.

Bir kez daha büyük ödül, yüksek cirolar yapıp da sıfır veya düşük matrah ya da zarar beyan eden mükelleflere vuruyor. Trilyonlarca ciro yapan bir şirket verdiği beyannamede zarar beyan etmiş olsa bile asgari matrahtan vergi göstererek vergi dokunulmazlığı sağlıyor. Üstelik o yıla ait zararın yarısını izleyen yıllardaki karlarından mahsup etmek imkanı sağlıyor.

Yüksek ciroya rağmen zarar eden mükellefleri incelemek ve yanlışsa tarhiyat yapmak, doğruysa hakkını teslim etmek yerine; zaten zarar etmiş bir mükelleften, devletin 2018 takvim yılı için 200.000 lira, 2019 yılı için 215.000 lira, 2020 takvim yılı için 230.000 lira ve 2021 yılı için 260.000 lira gibi paralara niçin ihtiyaç duyduğu anlaşılmıyor.

Yusuf İleri

Odatv.com

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir