İnsanlık Tarihinin Karanlık Yüzü: Sizi Vücudunuzun Derinliklerine Kadar Ürpertecek 10 Antik Mısır Uygulaması

Eski Mısır, zengin bir bilgi, sanat ve mimariye sahip büyüleyici ve karmaşık bir medeniyetti. Mısır piramitleri gibi hala nasıl yapıldığı bilinmeyen birçok mucizevi yapıyı da günümüze miras bıraktı. Buna rağmen, eski Mısırlıların bazı uygulamaları ve kuralları modern standartlara göre şok edici ve tüyler ürperticiydi.

Bir ceza biçimi olan amputasyondan tanrıları yatıştırmak için hayvan kurban etmeye kadar eski Mısırlıların günümüz dünyasına kıyasla çok farklı bir yaşam tarzı vardı. Bunlardan en ilginç 5 tanesini sizin için sıraladık.

1. Mumyalayarak ölüleri öbür dünyaya hazırlıyorlardı.

Eski Mısır hakkında en çok bilinen geleneklerden biri, ölü kişiyi öbür dünyadaki yolculuğuna hazırlamak için yapılan mumyalamadır. Mısırlılar, ruhun sonsuzluğuna inanıyordu. Bu yüzden ölülerin yolculuğuna devam etmek için fiziksel bir bedene ihtiyacı olduğunu düşünüyorlardı.

Mumyalama yöntemi, beyin de dahil olmak üzere iç organların burun deliklerinden çıkarılmasını ve ardından vücudun bir tuz ve bitki karışımı ile kurutulmasını içeriyordu. Ceset daha sonra keten bandajlara sarılırdı ve bir mezara yerleştirilirdi.

Mumyalar genellikle mücevher ve mezar eşyalarıyla süslenirdi ve mezarlar, ölenlerin öbür dünyada kullanmaları için yiyecek ve diğer eşyalar ile doldurulurdu.

2. Kraliyet üyeleri arasındaki ensest evlilik geleneği

Eski Mısır’da kraliyet ailesi üyelerinin kardeşleri ve diğer yakın akrabalarıyla evlenmeleri yaygındı. Bu, kraliyet soyunu saf tutmak ve ailenin tanrısallığını korumak için yapılırdı. 

Örneğin, Kral Tut olarak bilinen Kral Tutankamon, babası ve babasının kız kardeşi arasındaki ensest evliliğin sonucuydu.

Daha şaşırtıcı ise kraliyet üyeleri arasındaki ensest evlilik geleneği, İnkalar ve Avrupa’nın Habsburgları gibi diğer eski kültürlerde de yaygındı.

3. Hayvan kurban ederlerdi.

Hayvan kurban etmek, eski Mısır dininde yaygın bir uygulamaydı ve tanrıları yatıştırmanın ve onların bereketlerini kazanmanın bir yolu olarak görülüyordu. Eski Mısırlılar, çok tanrılı bir din olan tanrı ve tanrıça panteonuna inanırlardı. Bu tanrıların, doğal dünya, insan ilişkileri ve öbür dünya da dahil olmak üzere yaşamın her yönünü kontrol ettiği düşünülüyordu.

Hayvan kurbanında en çok kullanılan hayvanlar, tanrıların tercih ettiği hayvanlar olduğuna inanılan boğalar, inekler ve keçilerdi. Kuşlar, timsahlar ve hatta insanlar gibi diğer canlılar da, ritüele ve onurlandırılan tanrıya bağlı olarak zaman zaman kurban edilirdi.

Rahipler tipik olarak tapınaklarda hayvan kurbanları verirlerdi ve hayvanlar genellikle boğazları kesilerek öldürülürlerdi.

Hayvanların kanı ve diğer kısımları daha sonra iyiliklerini ve kutsamalarını kazanmak için tanrılara adak edilirdi. Hayvanların eti genellikle rahipler tarafından yenir ya da fakirlere dağıtılırdı.

Hayvan kurban etmenin yanı sıra, eski Mısırlıların yiyecek, içecek, heykel ve mücevher gibi diğer nesneleri içeren bir dini adak sistemi de vardı. Bu adaklar tapınaklarda tanrılara verilirdi ve tanrılardan rızık ve refah dilemenin bir yolu olduğuna inanılıyordu.

4. Kediler kutsal canlılardı.

Binlerce yıldır eski Mısırlılar birkaç hayvana tapıyorlardı. İnsanların hayvanlara saygı duymasının birçok nedeni vardı. Eski Mısır’da köpekler avlanma ve koruma yetenekleri ile övülse de, kediler en eşsiz olarak kabul edilirdi.

Kediler, eski Mısır’da sahiplerine şans getiren mistik varlıklar olarak kabul edilirdi. Zengin aileler, bu tatlı ve mistik hayvanları mücevherler giydirerek ve onlara muhteşem lezzetler besleyerek yanlarında tutarlardı. Aynı zaman da kediler de öldükten sonra mumyalanırdı.

Genellikle kediler öldüğünde bir yas gösterisi olarak sahipleri kaşlarını traş eder ve tekrar uzayana kadar yasta kalırlardı. Ayrıca eski Mısır sanat eserleri, birçok kedi heykellerini ve resimlerini içerirdi. Kediler o kadar eşsizdi ki, kazara bile olsa onları öldürmekten suçlu bulunan herkes ölüm cezası alırdı.

5. Bir ceza biçimi olarak amputasyon yaygındı.

Eski Mısır adalet sistemi, amputasyon da dahil olmak üzere birçok acımasız cezalarıyla biliniyordu. Amputasyon, hırsızlık gibi suçlar için verilen bir ceza biçimiydi ve suçluları cezalandırmak ile beraber daha fazla suç işlemelerini önlemenin bir yolu olarak görülüyordu.

Eski Mısır’da, bu tarz amputasyon cezaları için genellikle keskin bir bıçak veya balta kullanılırdı. En yaygın amputasyon şekli bir elin veya ayağın kesilmesiydi. Ancak kulak ve burun gibi diğer vücut kısımları da kesilebilirdi. Kesilen vücut kısmı daha sonra başkalarına bir uyarı olması için herkesin görebileceği bir yerde sergilenirdi.

Eski Mısır’da kullanılan tek fiziksel ceza şekli amputasyon değildi.

Diğer ceza biçimleri arasında boğma, yakma, diri diri gömme, dayak, kırbaçlama ve hatta infaz yer alıyordu. Cezanın ciddiyeti, suçun türüne ve suçlunun sosyal statüsüne bağlı olurdu.

Eski Mısır adalet sisteminin sertliğinin nedenlerinden biri, düzeni ve adaleti sağlamanın toplumun refahı için gerekli olduğu inancıydı.

Firavun, tanrıların yeryüzündeki bir temsilcisi olarak görülüyordu ve adaleti sağlamaktan ve evrenin dengesini korumaktan sorumluydu. Bu yüzden verilen cezalar, dengeyi ve düzeni sağlamanın bir yolu olarak görülüyordu.

6. Hizmetçiler genellikle efendilerine öbür dünyaya eşlik ederlerdi.

Yaşayan en önemli insan olarak kabul edilen firavunlar söz konusu olduğunda, ölümden sonra bile konfor ve lüks hayatlarını sürdürmeleri gerekirdi ve bunun için öbür dünyada kölelere ihtiyaçları vardı.

Köle sahibi olan diğer birçok kişi de genellikle köleleriyle birlikte gömülürdü. Birçok insan bu acımasız uygulamaya karşı çıktı. Ancak firavunlar, öbür dünyada hizmetkarlara ihtiyaç duyuyordu. Böylece Şabti uygulaması ortaya çıkmış oldu.

Şabti’ler firavunların mezarlarının içine yerleştirilmiş küçük, oyulmuş figürlerdi. Ayrıca Şabti’lerin her birinin, öbür dünyada hangi işlerle görevlendirileceklerini belirlemek için üzerine oyulmuş özel detayları vardı.

7. Güneş tanrısına saygısızlık eden insanlar diri diri yakılırdı.

Eski Mısır’da şiddet içeren suçlar oldukça nadirdi. Bir kişinin işleyebileceği en kötü suçlardan biri ise Güneş Tanrısına saygısızlık etmekti. Durum böyle olunca suçlu diri diri yakılmaya mahkum edilirdi.

Birisini diri diri yakmak, en ciddi suçlular için ayrılmış bir cezaydı. Çünkü bu ceza, ruhunun içinde bulunduğu geminin tamamen yok olması anlamına geliyordu. Bu ceza aynı zamanda bireyin artık öbür dünyaya ilerleyemeyeceğini sembolize ediyordu.

8. Çürümüş eşek ciğeri ile saç boyarlardı.

Eski Mısırlılar saç sağlığına büyük önem verirdiler çünkü sağlıklı bir saç kişinin kişisel görünümünü korumak için gerekli olmanın yanı sıra aynı zamanda sosyal statünün sembolüydü.

Bu yüzden, Mısırlılar saçlarını sağlıklı ve genç tutmaya takıntılıydılar ve bunun için bir çare bulmaya çok uğraştılar. Buldukları ilk ilaçlardan biri, siyah bir buzağının kanını yağla pişirmek ve saça uygulamaktı. Bir diğeri, bir kaplumbağanın kabuğunu ve bir kuşun omurlarını yağda pişirmeyi içeriyordu. Yine bir diğeri ise küçük toplar halinde kesilmiş ve yağla pişirilmiş çürümüş eşek ciğeriydi.

9. Garip bebek cinsiyet testleri yaparlardı.

Mısır’da bulunan 3 bin 500 yıllık bir papirüse göre, Eski Mısırlılar doğmamış bir çocuğun erkek mi yoksa kız mı olacağını belirlerken kendi yöntemlerini kullanıyordu. Papirüse göre hamile kadının buğday dolu bir torbaya ve arpa dolu bir torbaya idrar yapması gerekiyordu.

Eğer önce arpa filizlenirse, çocuğun erkek olacağı anlamına geliyordu. Ve eğer önce buğday filizlenirse, çocuğun kız olacağı anlamına geliyordu. Tahılların hiçbiri filizlenmedi ise, bu kadının hamile olmadığı anlamına geliyordu.

10. Doğum kontrolü için timsah gübresi kullanırlardı.

Eski Mısırlıların, doğum kontrol hapı görevi gören ve vajinaya sürülen bir merhem oluşturmak için timsah gübresini bal gibi diğer doğal bileşenlerle karıştırdıkları bilinmektedir. 

Bugüne kadar arkeologlar, Antik Mısır’daki timsah gübresinin doğum kontrol hapı olarak etkililiğinden bahseden birçok farklı papirüs keşfettiler.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir