20 Mayıs 2026 tarihinde, Hollanda merkezli bir şirkete ait Hondius yolcu gemisiyle bağlantılı olarak bildirilen 8 vaka arasından 6’sının kesinleşmesi ve 3 kişinin yaşamını yitirmesi, hantavirüs konusunda endişeleri artırdı. Özellikle bu virüsün vücut sıvılarında tespit edilmesi, halk arasında paniğe yol açtı. Hantavirüsün insanlara bulaşma potansiyeli ve olası bir salgına dönüşme riski üzerinde duruluyor.
Göğüs Hastalıkları Uzmanı Dr. Ali Vefa Öztürk, hantavirüsün kemirgenler aracılığıyla bulaşan ve insanlarda ciddi solunum sorunlarına yol açabilen bir enfeksiyon etkeni olduğunu belirtmektedir. Dr. Öztürk, hastalığın yayılmasında çevresel etkenlerin ve yaşam alanı koşullarının büyük rol oynadığını ifade ediyor.
Hantavirüs, lüks ve kontrollü bir ortamda bile, kemirgenlerin yeterince kontrol altına alınamaması nedeniyle büyük sorunlara yol açabilir. Gemi, otel veya benzeri toplu yaşam alanlarında kemirgen kontrolü düzenli ve etkili bir şekilde sağlanmalıdır. Çünkü bu tür ortamlarda yabani hayvanlar, ciddi enfeksiyonların taşınmasına sebep olabilir. Hantavirüs gibi durumlar, riskin tamamen ortadan kaldırılmamasından kaynaklanmaktadır.
Kemirgen kaynaklı enfeksiyonların yayılması genellikle yavaş ilerler. Çünkü hantavirüsün insandan insana bulaşma oranı oldukça düşüktür; ana bulaş kaynağı kemirgenlerdir. Bu bağlamda, hantavirüsün yayılma dinamiği, Covid-19 gibi hızlı yayılan solunum yolu enfeksiyonlarından farklıdır. Yine de, şehirlerdeki fare popülasyonunun artması ve kontrolsüzlük, salgın riski oluşturabilir. Günümüzde kemirgen kontrolü daha etkin bir şekilde uygulanmakta ve düzenli denetimlerle önlem alınabilmektedir. Bu sayede hantavirüsün bir pandemiye dönüşme olasılığı düşük görünmektedir.
Uluslararası seyahatlerin artışı, yeni virüslerin yayılma hızını artırabilir. Ancak, mevcut sağlık taramaları genel olarak yeterli düzeydedir. Seyahat öncesi sağlık kontrollerinin yapılması, bulaşıcı hastalıkların yayılma riskini azaltabilir.
Hantavirüs belirtileri, grip ve zatürree benzeri semptomlarla başlar; yüksek ateş, halsizlik, kas ve sırt ağrıları ile kısa sürede “Hanta Kardiyopulmoner Sendromu” olarak bilinen duruma dönüşebilir. Ancak insandan insana bulaşma olasılığı son derece düşüktür. Vakalarda çoğunlukla kapalı ortamlarda bulunan insanlar ve kemirgenler arasında dolaylı bir ilişki vardır. Fare dışkısı ve salyasıyla yayılan virüsler, ortamda bulunan toz ve hava partiküllerine karışabilir. Ancak hastalanma durumu, virüsün kolaylıkla insandan insana geçtiği anlamına gelmez. Mevcut veriler, hantavirüsün doğrudan insandan insana bulaşma potansiyelinin sınırlı olduğunu göstermektedir.
Virüslerin zamanla varyantlar geliştirme kapasitesi bulunmaktadır. Eğer gelecekte daha fazla insandan insana bulaşabilen varyantlar ortaya çıkarsa, bulaşma oranlarında artış görülebilir. Ancak günümüzde virüslere karşı etkili spesifik ilaçlar sınırlıdır ve yalnızca bazı viral enfeksiyonlar için tedavi seçenekleri mevcuttur. Bu nedenle, hantavirüs gibi durumlarda tedavi genellikle destekleyici tedavi şeklinde uygulanmakta ve virüsün oluşturduğu hasarın kontrol altına alınması hedeflenmektedir.

